Resmi belgede sahtecilik suçu, belgenin kanunların öngördüğü usulde düzenlenmiş olması ve bu belgenin hukuki bir sonuç doğurma iradesi taşıması halinde gündeme gelir. Ancak yargılama aşamasında evrakta sahtecilik cezası ile karşı karşıya kalan sanıklar için Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatları umut verici olabilmektedir. Özellikle belgede yapılan değişikliğin ilk bakışta anlaşılabilir olması (iğfal kabiliyetinin bulunmaması) veya failin suç işleme kastının ispatlanamaması durumunda, yerel mahkemelerin verdiği mahkumiyet kararları Yargıtay tarafından bozulmakta ve neticede resmi belgede sahtecilik suçu kapsamında beraat hükmü kurulmaktadır.
Uygulamada özellikle göçmen kaçakçılığı suçlarında gördüğümüz tercümanlı alınan beyanlarda tercümanların cumhuriyet savcısı veya hakim tarafından atanmaması sebebiyle alınan beyanlar hukuka aykırı delil örnekleri arasında yer almaktadır. Yabancı şahısların ifadeleri alınırken usulüne uygun tercüman bulundurulması zorunludur. Aksi halde alınan beyan hukuka aykırı delil olarak değerlendirilecektir.
Uygulamada özellikle uyuşturucu ticareti ve kaçakçılık suçlarında sıkça görülen sorunlardan birisidir. Yargıtayın ilgili içtihatlarına göre kolluk görevlilerinin arama yapması ancak cumhuriyet savcısının gecikmesinde sakınca olan hallerde kolluk amirinin yazılı emri ile gerçekleşebilmektedir. Aracın görünmeyen yerlerinde arama bagaj , torpido v.b önleyici arama izni veya adli arama emri yoksa hukuka aykırı arama kabul edilmektedir. Elde edilen deliller hükme esas alınamayacaktır.
şüpheden sanık yararlanır ilkesi evrensel hukuk uygulamasında çok önemlidir. Aydınlatılmamış olaylar veya iddialar sanık aleyhine yorumlanamaz. Yüksekde olsa bir ihtimale dayanarak karar vermek ceza muhakemesindeki en önemli ilkelerden biri olan şüpheden sanık yararlanır uygulamasını ihlal etmektedir. Çünkü bir ihtimale dayanarak sanığı cezalandırmak maddi gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelmektedir.