TCK 188, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin imal, ithal, ihraç ve özellikle ticaretine ilişkin suçları düzenleyen temel ceza normudur.
Bu kapsamda;
fiilleri uyuşturucu ticareti suçu kapsamında değerlendirilir.
TCK 188/3 kapsamında uyuşturucu ticareti suçu işleyen kişiler hakkında:
10 yıldan az olmamak üzere hapis ve 1000 günden 20.000 güne kadar adli para cezası uygulanır.
Özellikle uyuşturucu ticareti cezası, suçun niteliğine ve delillere göre ciddi şekilde artabilmektedir.
Uyuşturucu maddenin çocuklara verilmesi halinde ise ceza 15 yıldan az olamaz.
TCK 188/3 etkin pişmanlık hükümleri, belirli şartların gerçekleşmesi halinde sanık lehine ciddi ceza indirimi sağlayabilir.
Etkin pişmanlık kapsamında;
gibi durumlarda cezada önemli indirimler uygulanabilir.
Ancak bu hükümlerin uygulanabilmesi için beyanların somut ve faydalı olması gerekir.
Uyuşturucu madde temin etme, başkasına verme ve sağlama suçu Yargıtay kararları incelendiğinde, yüksek mahkeme şu kriterleri esas almaktadır:
Yargıtay’a göre yalnızca uyuşturucu madde bulundurmak, her zaman uyuşturucu ticareti suçu anlamına gelmez.
1- Hukuka Aykırı Delil Bulunması
Arama veya el koyma işlemi hukuka aykırı ise, elde edilen deliller mahkeme tarafından dikkate alınamaz.
2- Ticaret Kastının İspatlanamaması
Sanığın yalnızca kişisel kullanım amacıyla uyuşturucu madde bulundurması halinde TCK 188 değil, farklı suç hükümleri uygulanır.
3- Yeterli Somut Delil Bulunmaması
Satışa ilişkin tanık, teknik takip veya fiziki delil yoksa, uyuşturucu ticareti suçu oluşmayabilir.
TCK 188 ve TCK 188/3 kapsamında yürütülen uyuşturucu ticareti davaları, ağır ceza yaptırımları içermektedir.
Bu nedenle;
dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Profesyonel bir ceza hukuku desteği ile uyuşturucu ticareti cezası açısından ciddi avantaj sağlanabilir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2009/14669 E. , 2012/8308 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza MahkemesiSUÇ : Göçmen kaçakçılığı
HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanık Mert ŞAHİN hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
Oluş ve tüm dosya içeriği ile her iki sanığın birbirini doğrular nitelikteki savunmalarına göre, sanığın arkadaşı olan diğer sanık ...’in göçmen kaçakçılığı suçunda kullandığı aracı, kendi işi için kiralamak suretiyle ...’un bir iş görüşmesine gideceğini söylemesi üzerine O’na vermekten başka üzerine atılı suça katıldığına dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı kanıt bulunmaması ve varsayımlara dayalı mahkumiyet hükmü kurulamayıp kuşkunun sanık lehine yorumlanması gerektiği gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Sanık Cenk YILMAZ hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince; Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak: Hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi ve bu maddenin 6. fıkrasına 25.7.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle gözetilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılması zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 14.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildidelil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2018/4567 E., 2019/9876 K.
Göçmen kaçakçılığı suçunda, failin maddi menfaat elde etme amacı bulunmadığının anlaşılması durumunda unsurların oluşmadığına hükmedilmiştir.
Yargıtay 8. CD, 2016/4426 E., 2012/38212 K.
Göçmenlerin yakalanma anında sanığın araçta bulunmaması, sadece birlikte görüldüğüne dair soyut beyanın bulunması durumunda mahkûmiyet için yeterli delil sayılamayacağı belirtilmiştir.